Arıların İçinde Geçen Bir Yaz ve İçimde Büyüyen Sessizlik
Kayseri’de yazlar sert olur ama bir o kadar da içe işler. Gündüz güneş yakar, akşam rüzgâr bir şeyleri eksiltirmiş gibi eser. Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı günler çocuk gibi hissederim. Özellikle dedemin eski bağ evine gittiğimde… Orada zaman sanki daha yavaş akar, hatta bazen durur gibi olur.
O yaz ilk defa arı kovanlarının gerçekten içine bakma şansım oldu. Dedem yıllarca arıcılık yapmış ama ben hep uzaktan izlemiştim. O gün, içimde tuhaf bir merak vardı. Sanki hayatımda eksik olan bir şeyi orada bulacakmışım gibi.
Kovanların yanına yaklaştığımda duyduğum uğultu hâlâ kulağımda. O ses, hem korkutucu hem de garip bir huzur vericiydi. Dedem bir kovanın kapağını açarken bana döndü ve “Bak ama dikkatli ol,” dedi. O an içimde bir şey kıpırdadı.
Kapalı Yavru Arılarla İlk Karşılaşma
İlk defa o gün gördüm “kapalı yavru arı” denen şeyi. Peteklerin içinde minik, balmumuyla kapatılmış odacıklar… Dedem bunlara işçi arıların geleceği yavruların bulunduğu yer dedi.
Merakla sordum:
“Kapalı yavru arı kaç günde çıkar?”
Dedem gülümsedi. “Yaklaşık 21 gün,” dedi. “Ama sabır işidir. Her şey zamanında olur.”
O an nedense bu cevap bana sadece arıları anlatmıyordu. Sanki benim hayatıma da dokunuyordu. 25 yaşındaydım ama içimde hâlâ bekleyen, tamamlanmamış şeyler vardı. İş, aşk, gelecek… Hepsi kapalı birer petek gibi içimde duruyordu.
Peteklere bakarken içimde garip bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü ben her şeyin hızlı olmasını isteyen biriydim. Ama arılar öyle değildi. Onlar sessizce bekliyordu.
Sabırla Bekleyen Bir Düzen
Dedem anlatmaya devam etti. Yumurta, larva, pupa… Her şeyin bir sırası vardı. Hiçbir aşama atlanmıyordu.
Ben o sırada kendi hayatımı düşündüm. Kaç şeyi aceleye getirmiştim? Kaç kez “olmalıydı” deyip sabırsızlanmıştım?
Kovanın içindeki düzeni izlerken içimdeki karmaşa daha da görünür hale geldi. Arılar hiç acele etmiyordu ama her şey mükemmel ilerliyordu. Bu düşünce bile beni biraz utandırdı.
O gün defterime şunu yazmışım:
“Belki de ben yanlış zamanda yaşıyorum. Her şeyi erken istiyorum ama doğa benden daha akıllı.”
Yavru Arının Karanlıkta Büyümesi
Medigate takipçilerine özel hazırladığımız bu içerikte “Kapalı yavru arı kaç günde çıkar” hakkında önemli bilgiler paylaşacağız.
Bir hafta sonra tekrar bağ evine gittim. İçimde nedensiz bir özlem vardı. Sanki o küçük kapalı hücrelerin içinde benim de bir parçam büyüyordu.
Kovanı tekrar açtık. Dedem dikkatlice çerçeveleri kaldırdı. Kapalı yavru arılar hâlâ oradaydı. Hiç değişmemiş gibi görünüyordu ama aslında içeride büyük bir dönüşüm yaşanıyordu.
Dedem:
“Şu an pupa evresindeler,” dedi. “Dışarıdan hiçbir şey görmezsin ama içeride hayat değişir.”
O an boğazım düğümlendi. Çünkü ben de bazen böyleydim. Dışarıdan sessiz, içeriden karmaşık.
İçimdeki Bekleyişle Arıların Bekleyişi Arasında
O gün eve döndüğümde uzun süre pencereden dışarı baktım. İnsanlar geçiyordu, arabalar gidip geliyordu ama ben sanki yerimde sabit kalmıştım.
Kapalı yavru arı kaç günde çıkar sorusu zihnimde dönüp duruyordu. Sadece bir bilgi değil, bir metafor gibi olmuştu artık. 21 gün… Üç hafta… İnsan hayatına göre kısa ama bekleyen için uzun.
Ben de bir şeyleri bekliyordum. Belki bir işten haber, belki birinden gelecek bir mesaj, belki de sadece içimdeki boşluğun dolmasını.
Ama en çok da kendimi bekliyordum.
Kendi İçime Dönmek
Defterime daha çok yazmaya başladım o günlerden sonra. Yazdıkça hafifliyordum ama aynı zamanda daha çok şey fark ediyordum.
Bir sayfada şunu yazmışım:
“Arılar bile dönüşmek için kendini kapatıyor. Ben neden hep açıkta kalmak istiyorum?”
Bu soru beni uzun süre düşündürdü. Çünkü ben hep dışarıdan çözüm bekleyen biriydim. Ama arılar bana içeride olgunlaşmanın önemini gösteriyordu.
Dedem her ziyaretimde aynı şeyi söylüyordu: “Sabret.”
Ama o kelime o zamanlar bana çok uzak geliyordu.
Yirmi Bir Günlük Sessizlik
İlgili Makale: Kapalı balkon yapmak yasak mı ?
Okumaya Değer: Kadın yüzünü örtmeli midir ?
Zaman geçti. Ben arılara daha sık gitmeye başladım. Her gidişimde aynı soruyu soruyordum:
“Kapalı yavru arı kaç günde çıkar?”
Dedem artık gülüyordu. “Yirmi bir gün dedim ya oğlum,” diyordu.
Ama ben her seferinde bu soruyu sormaktan vazgeçmiyordum. Çünkü aslında arıyı değil, kendimi öğrenmek istiyordum.
Bir gün kovanın başında uzun süre sessiz kaldım. Dedem uzaktan beni izliyordu. Hiç konuşmadık. O sessizlik bile bir şey öğretiyordu.
O an fark ettim ki, bazı şeyler konuşarak değil, bekleyerek öğreniliyordu.
Dönüşümün Görünmeyen Yüzü
Kapalı yavru arılar dışarıdan bakıldığında hiçbir hareket göstermiyordu. Ama içeride inanılmaz bir dönüşüm vardı. Bu bana çok tanıdık geldi.
Ben de dışarıdan normal görünüyordum. Ama içimde kırıldığım, toparlandığım, yeniden kurulduğum anlar vardı.
Bir akşam eve dönerken otobüste camdan dışarı baktım ve şunu düşündüm: İnsan da bir tür kapalı yavru arı değil mi?
Belki de hepimiz kendi zamanımızı bekliyorduk.
Sabırla Gelen Değişim
Yirmi bir günün sonunda tekrar bağ evine gittim. İçimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki bir şeyi kaçırırsam her şey eksik kalacakmış gibi hissediyordum.
Dedem kovanı açtı. Petekleri dikkatlice inceledi. Ve sonra dedi ki:
“Bak, artık çıkmaya yakınlar.”
O an kalbim hızlandı. Çünkü ilk kez “yakın” kelimesi bana umut gibi gelmişti.
“Kapalı yavru arı kaç günde çıkar” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Medigate olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında Bir An
Ama arılar hemen çıkmadı. Hâlâ bekliyorlardı. Bu bile beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İçimde bir çocuk gibi “neden şimdi değil” duygusu vardı.
Dedem bunu fark etti ve sadece şunu söyledi:
“Doğa acele etmez.”
O cümle içime işledi. Çünkü ben hep acele ediyordum.
O gün defterime yazdım:
“Beklemek, bir şeyin olmaması değilmiş. Olması için gereken zamana güvenmekmiş.”
Kendi Yirmi Bir Günüm
Arılardan döndükten sonra hayatımda bir şey değişmedi gibi görünüyordu ama aslında içimde çok şey değişmişti.
Artık “kapalı yavru arı kaç günde çıkar?” sorusu benim için sadece bir bilgi değildi. Bir hayat öğretisiydi.
21 gün… Sabır… Dönüşüm…
Ben de kendi içimde beklemeye başladım. Acele etmeyi bıraktığım anlar çoğaldı. Bu kolay olmadı ama daha gerçekti.
Sonunda Anladığım Şey
Bir gün tekrar bağ evine gittiğimde dedem bana kovanı açtırdı. Bu kez daha dikkatliydim. Daha sakin.
Peteklere baktığımda içimde bir şey oturdu. Artık sadece arıları görmüyordum. Süreci görüyordum.
Ve o an şunu anladım:
Bazı şeyler 21 günde olur ama insanın anlaması belki çok daha uzun sürer.
Kapalı yavru arılar çıkmıştı. Ama asıl değişen ben olmuştum.