İçeriğe geç

At hangi tür hayvandır ?

At Hangi Tür Hayvandır?

Hadi gelin, bir dakika duralım ve gerçek bir soru soralım: At hangi tür hayvandır? Cevap basit gibi gözükse de, bu soru her zaman insana ufak bir kafa karıştırması yapabilir. İzmir’deki o arkadaş ortamı sohbetlerinin bir parçası olmuş olabilir. Hani şu esprili, sık sık birbirimize gereksiz soru sorup, sonunda asıl soruyu unuttuğumuz sohbetler var ya! O sohbetlerden birinin başlangıcıydı belki bu soru.

Şimdi gelin, bu soruya biraz derinlemesine bakalım. Atın türü, aslında cevabını almak için hayvanlar hakkında çok fazla şey bilmenize gerek yok, sadece biraz gözlem yapmanız yeterli. Çünkü “at” dediğimizde, her şey hemen yerine oturur: büyük, hızlı, karizmatik ve genellikle kırsal alanlarda dolaşan, bazen de atlı polislerin peşinden koştuğu hayvanlardan bahsediyoruz. Ama, gerçekten de at sadece bir tür mü? Yoksa başka bir şeyler de var mı içinde? Bunu anlamak için biraz daha farklı bir açıdan bakmamız gerekiyor.

At: Farklı Bir Perspektiften

At aslında Equus cinsinden bir hayvan, yani bu sadece bir tür değil, bir cins… Zaten ben de zaman zaman kendimi böyle düşünmüyor muyum? “Hadi bakalım, ben de insan cinsi ama bir farkım var mı?” diye düşündüğüm oluyor.

Bazen At’ı bir tür olarak görmek çok basit bir yaklaşım gibi gelebilir. Aslında At; sadece tek başına bir tür değil, her yönüyle zengin, farklı türleri bir arada bulunduran bir hayvan. Örneğin, evcil atlar var, vahşi atlar var. Bu vahşi atların bir kısmı hala doğada özgürce dolaşıyor. Ne kadar havalı, değil mi? Böyle özgür bir ruh gibi.

At ve İnsan: Kim Kimdir?

Bazen şöyle hayal ediyorum, bir atla karşılaşıyorum, diyorum ki: “Sen kimsin? Ne yapıyorsun? Beni niye izliyorsun böyle?” İşte o an, içimde bir kıvılcım çakıyor: Aslında sen bir türsün, ben de bir türüm ve birlikte bir dünyada yaşıyoruz. Ama bir at düşünün, öyle bir at ki hani bakmaya doyamıyorsunuz. Onun gözlerindeki o derin bakış… Nedir o bakış, diye soran birisi varsa ben her zaman “özgürlük” diyorum. Hatta bazen o bakışa bakarak kendi hayatımı sorguluyorum: Ne yapıyorum ben? Bu kadar düşünmeye gerek var mı?

Bazen de atlar insan gibi düşünüyor mu diye düşünüyorum. Diyelim ki bir at, bir gün kendi türüne dair bir yazı yazmaya karar verdi. İşte o yazının başlığı şudur: “At Hangi Tür Hayvandır? Tabii ki ben!” Bu çok yaratıcı bir yazı olurdu. Ama tabii, gerçek şu ki, atlar ne yazı yazabiliyor, ne de ‘kendi türlerinin’ ne olduğunu soruyorlar. Onlar, sadece yaşamaktan ve koşmaktan keyif alırlar.

Böyle Bir At Olmaz!

Bazen arkadaş ortamında şunu da şikâyet ederim: “İzmir’deyim, atları seviyorum ama gerçekten at gibi yaşamıyorum.” Çünkü tabii, at gibi koşan, özgürlüğü seven bir insan olamaz. Yani, işte bunun getirdiği acılarla yaşamak zorunda kalıyorum. Mesela ben de zaman zaman “hadi, koşmak istiyorum!” diye bağırıyorum ama bir yandan ofiste çalışıyorum. Tabii, ofiste çalışmak da biraz hayal kırıklığı… Çünkü at olmak bambaşka bir şey!

Bir gün, İzmir’in o güzel sahilinde yürüyordum, denizin tuzu yüzümdeydi, atlı bir polisi gördüm. O an hayatımda belki de en garip duygu oldu. “Bir dakika, biz birbirimize benziyoruz, değil mi?” dedim. Bir polis, bir de ben… Herkes kendi türünde işini yapıyor ama biz de bir şekilde aynı şehirdeyiz. Bazen hayatta bu tür tesadüfler oluyor ve “ama ben bu at gibiyim, ama ben de insanım!” diye düşünüyorsunuz.

Hayat Bir Koşu Yolu Mu?

Her ne kadar “At hangi tür hayvandır?” sorusu basit gibi görünse de, bence hayatta bazen basit şeylerin de bir anlamı vardır. Atlar gibi olmak ne kadar mümkün? Özgürce koşmak, rüzgârı arkanıza almak, yolda kimseye takılmadan ilerlemek… Ama işte, ne yazık ki biz insanlar çoğunlukla kafamızda kendi koşu yolumuzu bulamıyoruz. “Koşmak” dediğimiz şey, bazen sadece bir metafor.

Mesela bir sabah kalktım, iş yerimden e-postalar yağmaya başlamıştı. Gözlerimi ovuşturarak, bir anda düşündüm: Buna benzer bir şey atların hayatında olur muydu? Hayır. Onlar, e-postalarla mücadele etmiyorlar. Tüm günleri serbest, özgürce otlayıp, arada bir hızlıca koşuyorlar. Hatta bir at düşündü mü, ‘Günlük işlerim için koşturuyor muyum?’ diyor mudur?

İç Ses: “Sadece Koş!”

Bir sabah, bana o özgürlük hissini hatırlatan bir düşünce geldi: Bir at gibi koşmak zorundayım! Gerçekten de koşmak zorundaydım! Ama ne zaman koşacağım? İş yerinden ayrıldığımda mı? Ama ya ofisin kapısına takılırsam? Sonra tabii ki düşündüm, atlar belki de bu kadar uzun süre düşünmezler, değil mi? “Ben sadece koşacağım, çünkü koşmak için yaratıldım,” diyordur belki.

Beni bu şekilde düşünmeye sevk eden bir başka durum da, sokakta yürürken karşıma çıkan bir grup arkadaşım oldu. “Koş! Hadi bakalım koş!” dediler. İçimden bir ses, “Bunu yapamam, önce birkaç işimi halletmem lazım, sonra koşarım,” diye yanıtladı. O an, atlar ve ben arasında büyük bir fark olduğunu fark ettim. Onlar, o kadar basit yaşıyorlar ki; koşuyorlar, duruyorlar, eğleniyorlar. Bense çoğunlukla günlük koşuşturmacada kayboluyorum.

Sonuçta, bir at olmak için doğmadık. Ama yine de o özgürlüğü içimizde bir şekilde hissediyoruz. O yüzden belki de hayatımıza biraz at gibi bakmalıyız: kendimizi çok fazla sorgulamadan, sadece koşmalıyız.

Sonuç: Atlar Her Zaman Haklı

Şimdi, atların hangi tür hayvan olduğunu düşündükçe, aslında çok daha derin bir konuya vardığımı fark ettim. Aslında at dediğimiz şey, sadece bir hayvan değil, bir yaşam tarzı, bir düşünce biçimi ve belki de bazen bizim kaçırdığımız bir özgürlük anlayışıdır. O yüzden belki de bu yazıyı okurken “At hangi tür hayvandır?” diye sormak yerine, kendi hayatımızda bir at gibi olmayı nasıl başarabileceğimizi sormalıyız. Kendinizi özgür hissedebileceğiniz bir şeyler yapmaya çalışın. Kim bilir, belki bir gün siz de o at gibi, koşarken özgürlüğü bulursunuz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz