Medigate takipçilerine özel hazırladığımız bu içerikte “Kendi işini yapan kişiye ne denir” hakkında önemli bilgiler paylaşacağız.
Kendi İşini Yapan Kişiye Ne Denir?
Yalnız Kaptan: Kendi İşini Yapan Kişi Kimdir?
Kendi işini yapan biriyle karşılaştığınızda, genellikle “Aa, sen kendi işini yapıyorsun ha?” diyorsunuz, ama aslında bu soru hem derin, hem de oldukça alakasız bir yerden çıkıyor. Çünkü işin özü şu: Bu kişi, aslında her an bir fırtına içinde, ama dışarıya hiç belli etmiyor. Kendi işini yapan birine ne denir, diye soranlar için bu yazının başı biraz belirsiz, biraz da eğlenceli bir keşfe dönüşecek.
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, arkadaş ortamında sürekli şaka yaparak geçirdiğim zamanlardan ötürü bazen “Nasılsın, iyi misin?” sorusuna bile mizahi bir cevap verme eğilimim var. Gerçekten de, hayatımı ciddi şekilde düşünmeye çalıştığım anlar genellikle gece 2’de, evde tek başıma bilgisayar başında, kendi işimi yapmaya çalışırken gerçekleşiyor. İşte o zamanlarda kendi kendime “Kendi işini yapan kişiye ne denir?” sorusunu soruyorum, ama ne cevap veriyorum, biliyor musunuz? “Belki de hayatın ortasında kaybolmuş bir kahraman.”
Yalnız Kaptan Olmanın Gölgesinde
Kendi işini yapan birini tanımlarken, aslında derin bir boşluğa düşüyoruz. “Bağımsız” mı dersiniz, “kendi başına buyruk” mu? Ya da bir parça daha dramatik yaklaşarak “fırtına içinde yalnız bir kaptan” diyebilir miyiz? Bence her şey biraz da kendi ruh halimize bağlı. Herkes bir süre sonra şunu soruyor: Kendi işini yapmayı seçen biri gerçekten bağımsız mı? Yoksa sadece kendi karanlık dehlizlerinde kaybolmuş bir insan mı?
Bir gün kafamda bu soruyu tartışırken, arkadaşım Burak’a “Yani, aslında kendi işini yapan birini ‘kendi kaderini tayin eden insan’ olarak mı tanımlayacağız?” dedim. Burak bana dönüp, “Hayır, buna ‘ofiste yalnız adam’ denir,” dedi. Bir yanda bağımsızlık, diğer yanda yalnızlık… Hangi yolda olursak olalım, kesinlikle yalnızız.
Bir de şöyle bir şey var, “Kendi işini yapıyor” demek, aslında bir şekilde etrafınızdakilere “Ben patronum” demekle eşdeğer bir şey. Evet, kendi işini yapıyorsanız, patronu kendinizsiniz, ama bir yanda da o patron olmaktan gelen sorumlulukların farkında olmanız gerekiyor. Aslında patron olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu, işte o zaman anlarsınız. “Her şey senin sorumluluğunda, patron,” derler, ama o patronun bir garipliği vardır. Üstelik ne kadar büyük bir iş yaparsanız yapın, patron olmaktan gelen yalnızlık her zaman sizinle gelir.
Patron Kim? Yok! Sadece Bir İkilik Var
İç sesime dönüyorum: “Ya gerçekten, bu kendi işini yapan kişiye ne denir?” Hımm, başlıkta cevabını aradım ama bir türlü bulamadım. Bir yandan düşünüyorum: Kendi işini yapmanın, sürekli yapılması gereken bir şeyler olması gibi bir artısı var. Ama tabii o kadar da basit değil. Şöyle ki:
Sabah 9:00’da kalkıyorsun, kahve içip bilgisayar başına geçiyorsun. Hemen açılan e-postalar, WhatsApp’tan gelen mesajlar… “Yine o iş geldi, yine o iş geldi!” diye hıçkıran bir iç ses… “Başka neyi erteleyebilirim ki, sanki her şey beni bekliyor?”
Bir yandan düşünüyorum, ‘Keşke bir patron olsam, herkes bana gelsin.’ Ama bir yandan da, ‘Yok, bu kadar insanla uğraşmak zor.’ Ve sonra tekrar geriye dönüp “Biraz daha özgür olmalıyım” diyorum.
Gerçekten de kendi işini yapmak, kimseye hesap vermemek çok havalı bir şey gibi gözükse de, başında sadece “patron” olmak yetmiyor. Birçok farklı rolü de üstleniyorsunuz. “Çalışan, müdür, muhasebeci, temizlikçi, pazarlama uzmanı ve bazen de müşteri hizmetleri”… Evet, gerçekten de bu işlerin hepsi sizin omuzlarınızda.
Yalnız Ama Huzurlu
Şimdi bir noktada soruya dönüyorum: Kendi işini yapan kişiye ne denir? Öncelikle kesinlikle bir “yenilikçi” denebilir. Çünkü kendi işini yapmaya karar veren birisi, bir noktada konfor alanından çıkıp, belirsizlikle yüzleşmeye başlar. Hayatın her anı, bir tür deneyim olur. Mesela sabah saat 8’de kahvaltı yaparken, aniden gelen bir müşteri çağrısı hayatını değiştirir. Yani, işin garipliği burada başlar. Özetle, aslında tam anlamıyla kimseye “bu iş kolay” diyemezsiniz. Kendi işinizi yaparken, bazen birkaç gün boyunca kafanızda milyonlarca şey döner.
Mesela bir gün ofisinizde otururken:
Ben: “Vallahi artık bu işe son vermeliyim! Herkesin fikrini dinlemek de neymiş?”
İç Sesim: “Bunu söyleme! Sen buraya kadar geldin! Üstüne git! İşin sana bağımlı olduğunu biliyorsun!”
Ben: “Ama ya bu kadar çalışırken, yeri geldiğinde boş boş oturmak…”
İç Sesim: “Biraz daha çaba göster, çünkü şu an serbest çalışıyorsun ve patronun sensin!”
Ve o an kendimi, serbest çalışma özgürlüğünün içinde kaybolmuş hissediyorum. Bu durum, aslında hem bir rahatlama hem de baskı hissi. Huzurlu ama bir o kadar da içsel bir çelişki.
Bir Yerde Durma Zamanı
Kendi işini yapan kişilere “bağımsız” demek, aslında doğru değil. Çünkü bağımsız olmak, her şeyin senin elinde olduğu anlamına gelmiyor. Evet, kimseye hesap vermiyorsunuz ama bir bakıma sürekli hesap vereceğiniz, sorumluluklarınız var. Yalnız başına bir iş yapmak, özgür olmakla alakalı olsa da, temelde her şeyin size bağlı olması büyük bir stres kaynağı olabiliyor.
Öyle ki, bir gün biri size “Kendi işini yapıyorsun, ne güzel” dediğinde, bu soruyu gülümseyerek karşılayabilirsiniz ama iç sesiniz bir anda şöyle der: “Hayır, senin bildiğin ‘güzel’ değil bu.” Ama yine de gülümsersiniz. Çünkü zaten, ne olursa olsun, kendi işini yapmak, tıpkı bir balonu havada tutmak gibidir; bir yandan seni zorlasa da, diğer yandan havada olmak her zaman iyidir.
Sonuç: Kendi İşini Yapan Kişiye Ne Denir?
Kendi işini yapan kişiye “girişimci”, “bağımsız çalışan” ya da “serbest çalışan” demek doğru olabilir, ama aslında en doğrusu, “hayatta iki yönüyle savaşı veren, bir yandan başarısızlıkla yüzleşip diğer yandan özgürlüğü kucaklayan biri” demek olur. Kendi işini yapan biri, aynı zamanda bir hayalperest, bir yönetici, bir çalışkan, bir hüsrana uğramış kahraman, ama en önemlisi bir insan.
Buna da Göz Atın: Kemik kanserinde hangi kan değerleri incelenir ?